Teknoloji ve Sosyal Medyanın Kölesi Uygar İnsan

Ana Sayfa » Manşet » Teknoloji ve Sosyal Medyanın Kölesi Uygar İnsan
Paylaş
Tarih : 13 Şubat 2018 - 7:04

Dünya değişiyor, teknoloji ve bilim son derece hızla ilerliyor ve yaşamımızı öyle etkiliyor ki; bu günümüz ile dünümüz arasındaki yaşam farkı bir zaman makinesiyle yapılmış olan bir yolculuğa benziyor.

Geçmişi, çocukluk yıllarımızı, okul anılarımızı, oyunlarımızı, işimizi düşünüyor bir de bugüne baktığımızda “ben buraya nasıl geldim” deyip bu değişime şaşırmakla birlikte ayak uydurmak zorunda kalıyor insan.

Yaşamımız bir yandan kolaylaşıyor, bir yandan tembelleşiyoruz. Eskiden günlerce sürecek bir işi bugün bir kaç saat hatta dakikalar içinde yaparken zamanın bize kalmamasından şikâyet ediyoruz.

Artık bir çoğumuz keşke bir gün 24 saat değil de 48 saat olsa, kendime, aileme ayıracak zaman bulamıyorum diye yakınıyoruz.

Halbuki geçmişte, günler, daha eskilerde aylarca süren mesafeleri bugün bir kaç saatte katediyor, dilediğimiz yere çok hızlı bir şekilde ulaşıyoruz.

İşlerimize gelişen teknoloji uyguluyor, daha kısa sürede daha çok iş bitiriyor ancak yine de zamanın bize kalmamasından yakınıyoruz.

Bugün de, dünde gün hep yirmidört saatdi. Hatta asırlar önce de bir gün 24 saatti. Dünya da dönüşünü aynı şekilde tamamlıyordu. Bugün dünyanın işe yetişme telaşı içinde hoplayıp zıplayarak döndüğünü ve günlerin bundan dolayı kısaldığını, dolayısıyla kendimize daha az zaman kaldığını düşünmeyin.

Bugün zamanın kendimize, ailemize, akrabalarımıza, dostlarımıza, arkadaşlarımıza kalmamasının en önemli nedenlerinden biri; bilinçsizce, tabiri caizse çayırlarda başı boş, bir oraya bir buraya koşuşturan aygırlar gibi amaçsızca, evde, sokakta, işte, yolda, toplu taşıma araçlarında, konaklıkta, yemekte, davette ve hatta yatakta sosyal medya uygulamalarında gezinip, ona buna cevap yetiştirmemiz, her duvara yazı yazan serseriler gibi önümüze gelene yorumlar yapmamız, beğeni ve paylaşım derdine düşüp, sanal kavgalar yaparak hayatı kendimiz için çekilmez hale getirmemizdir.

Kendimize yapay kavgalar ancak gerçek düşmanlar sahte dostluklar kurduğumuz bir sanal dünyadır internet ve sosyal paylaşım uygulamarı.

Artık tuvalette kalma sürelerimiz bile uzuyor çünkü bir elimizde peçete diğerinde akıllı telefon hala ona buna cevap yetiştirmeye çalışıyoruz.

Yediğimizin, içtiğimizin, giydiğimizin reklamını yapma telaşı içinde özçekim yapmak için bazen komik durumlara bile düşüyoruz.

Neredeyse hergün çeşitli sosyal medya uygulamalarında fotoğraflar paylaşıyoruz ancak bunların hiç birini bastırıp aile albümüne koymuyoruz.

Eskiden akrabalar, dostlar bir eve ziyarete geldiğinde albümlere bakarak geçmişi yad etmek, aile, akrabalık ve arkadaşlık bağlarını güçlendiren ve güzel anılar yaşanılmasına neden olan geleneklerdendi. Şimdilerde bu geleneğimizi de yitirdik.

Hatta şakalar yapar olduk; ” geçenlerde evde internet kesildi, annem babam kardeşimle konuştuk hatta gülüşüp eğlendik meğer çok iyi insanlarmış” diye…

Aile bağları, eşler ve kardeşler arası ve ebeveyn çocuk ilişkisi ne yazık ki gelişen teknoloji paralelinde hızla zayıflıyor. Artık sevdiklerimiz anılarımızda daha az yer ediniyor.

Her biri bir köşeye çekilmiş, afyon almış uyuşmuşcasına ya kendi kendine gülüyor, ya ağlıyor, yada hiddetle sağa sola kızıyor, insanlara laf yetiştiriyor…

Bir ev içinde farklı dünyalar yaşayan bir birine yabancı insanlar… İşte bu günümüz aile yapısı.

Bugün güçlü ve sevgi dolu aile, arkadaşlık, dostluk, akrabalık bağları sosyal medyada daha az zaman geçirmekle ve geçirilen vakitleri belli bir amaç uğrunda bu uygulamalardan yararlanmaya dönüştürmekle mümkün.

Eşimizle daha aşk dolu bir yaşam yaşamak için önce eşimizi aldatmaya son vermeliyiz.

Yani yaltaklarımıza girerken telefonları kapatarak, sadece iki aşık, karı koca olarak yatağa girmeli, uyumadan önce biraz sohbet etmeli ve sarılmanın verdiği enerjiyi hissetmeliyiz. Bu nedenle yatağa iki kişi girmeye daha çok özen göstermeliyiz.

Kısaca daha az akıllı telefon, tablet, masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanarak ve sosyal medyada daha az zaman geçirerek hayattan aldığımız tadı arttırmak, sevdiklerimizle bağlarımızı güçlendirmek mümkündür.

Bırakın millete cevap yetiştirmeyi, akıl vermeyi. Size ne milletin siyasi düşüncesi, dini, hangi yemeği, hangi rengi sevdiği, falan konu hakkında ne düşündüğü, hangi takımın taraftarı olduğu…

Siz eşinize sordunuz mu sanal arkadaşlarınıza sormadan önce neleri sevip sevmediğini, falan konu hakkında ne düşündüğünü, düşüncelerinde ve yaşamında bir değişiklik olup olmadığını, planlarını, umutlarını, hayatı nasıl algıladığını, zamanı nasıl değerlendirdiğini hiç sordunuz mu?

Peki çocuklarınızı ne kadar tanıyorsunuz? Onların notlarını getirdikleri okul karnesine göre mi veriyorsunuz?

Peki arkadaşlarınızı, dostlarınızı nasıl seçiyorsunuz?

Bırakın olmadığınız gibi görünmeyi, olduğunuz gibi görünerek sizi olduğunuz gibi seven insanlarla paylaşın yaşamı.

Daha çok mutlu olmak, zamanı değerlendirmek, daha çok okumak, gezmek, eğlenmek, sevinmek, daha çok insan tanımak, arkadaş ve dost kazanmak, akrabalık bağlarını diriltmek elimizde.

Hadi bir yerden başlayın. Nereden başlayacağınızı elbette siz hepimizden daha iyi biliyorsunuz.

Mutluluk ve esenlikler dileklerimle…

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Bir Kelime Bir Ansiklopedi: Babam Hurşit İlbeyi

Hatırlarsınız, eskiden fotoğraf makinasını bir arkadaşımıza veya hiç tanımadığımız birine uzatır, fotoğrafımızı çekmesini rica eder,

Yemen Halkı Destan Yazıyor

Evet… Tüm imkansızlıklara ve kuşatılmışlığa rağmen Yemen halkı tarihte eşine az görülen bir direniş destanını yazıyor.    Suudi Amerika

Suriye’de Güney Cephesi nasıl çöktü, kuzeyi ne bekliyor?

Suriye ordusu kritik bir dönemeçte Güney Cephesi’nin merkezi Dera vilayetinde kontrol alanını şaşırtıcı boyutlarda genişletti. 19 Haziran’da

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz