Seçim Sonuçları Üzerine

Ana Sayfa » Manşet » Seçim Sonuçları Üzerine
Paylaş
Tarih : 25 Haziran 2018 - 22:34

1- İnsanlık tarihinin en büyük global sahtekârlığı olan demokrasiye hiç inanmadım, bununla birlikte teokrasi taraftarı da değilim. 50 yaşımdayım, yerleşik bir tercihle bugüne kadar -yerel seçimler ve referandumlar da dahil- demokratik parlamenter hiçbir seçime “gerekçeli olarak” katılmadım, sandığa gitmedim, oy pusulası nedir bilmem, görmedim. Hayatımda hiçbir siyasî partiye kayıt olmadım, hiçbir fanînin ardına kurtarıcı diye düşmedim. Beni tanıyanlar bunu iyi bilir. Diğer değerlendirmelerimin bu ön bilgi altında dikkate alınması gerekir.

2- Tayyip bey ile 1985 yılında tanıştım. Ben o tarihte üniversitede öğrenci iken o Refah Partisi Fatih İlçe Teşkilatı Başkanı idi, yağız bir delikanlıydı. Teşviki ile tanışmamıza vesile olan güzel insan sayın Recep Özkan’dı. Tayyip bey’i iyi tanırım. Doğruları ve yanlışlarıyla bizim insanımızdır, yerlidir, millîdir, ülke ve toplum yararına iyi işler yaptığına inanıyorum. Din algısını ve usulünü benimsemesem de onu dininde samimi bulur, muhaliflerinin ona olan düşmanlığının onun mukaddesatı üzerinden olduğunu iyi bilir, yanlışlarından ötürü kendisini eleştireceksem bunu ona dar bir dairede yapmak isterim. Ortadoğunun onu içselleştirerek benimsediğini ve bunun nedenlerini de iyi biliyorum.

3- Sayın Erdoğan başta olmak üzere, iktidar çevrelerine; Bahçeli ve Destici’ye, MHP ve BBP tabanına karşı iyi bir vefa ve bundan sonra da gerçekten güzel bir muamele gerekir. Zira ulaşılan sonuç, Erdoğan ve Ak Parti’nin müstakil başarısı değildir; bu vefaya Erdoğan balkon konuşmasında vurgulu teşekkürleriyle öncülük etmiştir. Ayrıca Ak Parti’nin, Erdoğan’ın ve her statüde tüm partililerin tevbe niteliğinde ve kendi pratiklerinde karşılık bulacak şekilde samimi ve nitelikli özeleştirilere, bundan sonrası için de yine aynı nitelikte strateji ve çalışma programlarına ihtiyaçları vardır. En önemlisi de adaleti bırakarak kalkınmaya yönelmekten geri durmalıdırlar.

4- Kılıçdaroğlu’nu hiç itibar etmedim.. Seçim sonuçlarını hissettiğinde “Umudunuzu kaybetmeyin. Sandıkların sadece %33’ü açılmıştır. Sandıkları 2023’e kadar terketmeyin” diye tabanına tesellîli talimat vererek mizah tarihinde bu talihsizliği ile anılacak İnce’nin ciddiye alınacak tek yanı vardı, seçim sonuçları açıklanınca “adam kazandı” demişti. Gerçekleşmeyecek bir sevda uğruna seçim kazanabilme çaba ve telaşıyla, iğreti dinsel geçmişine ilişkin kısa öykülerine, sürçmeli namaz edebiyatına, propaganda çalışmalarında dini-kültürel argumanlar kullanmak zorunda kalmış olmasına güldüm ama İnce’den öte CHP ölçeğinde böyle bir süreçle yüzleşmek zorunda kalmış olmaları da sevindirici… Bu, CHP’nin ceraimi müseccel geçmişine, sabıkasına yalandan bile olsa tevbe etmek zorunda kalmış olması niteliği taşıyordu ama kendileri için yeni, iyi bir sicil, temiz bir defter, beyaz bir sayfa niteliğinde de değildi. Üzülmesinler, elbette bir şansları daha var: Gelecek seçimlerde beş vakit namaza başlayabilir, yine yetmezse nafilelere yönelebilir o da olmazsa yılın tümünü oruçlu geçirmeyi deneyebilir, visal orucu bile tutabilirler… 🙂 Ama artık dinsel oportünizmle, Atatürk’ün askerleriyle, patates ve soğandan gıdalanmayla olmuyor bu işler…

5- Akşener’in, “ihtiyaçtan tedarik” kendisi ve partisinin, ihtiyaca yetecek kadar palazlandırılamasa da kimler tarafından pazarlandığı ve hangi aykırı yöntemlerle öne çıkarıldığı çoğumuza gizli değil. Belli ki Pensilvanya’dan göklere yükselemeyen, bugüne kadar açılan kamuya açık ellerin içinde kalan “kahr-ı â’dâ” konulu beddualar müstecap olmamış, sinelerinde kalan kendi duyguları olmuş, kem sözler kendi aleyhlerine bir kez daha reddolunmuştur.

6- Demirtaş’ın, özgürlüğü için muhtaç olduğu kudreti, Mustafa Kemal’in gençliğe hitabesine rağmen, Türk olmadığı için hitabenin ilk hitabın üzerine alınmayarak damarlarında değil de kazanamayacağına rağmen Cumhurbaşkanlığı adaylığında aramayı tercih etmesi hiç kabiliyetli ve onurlu bir strateji değildi ama o da içinde bulunduğu koşullarda onurunu özgürlüğünün önüne alacak kadar onurlu da değildi. Perinçek’in hâl-i pür melalini görmek için, diğerlerinin aynı akibetini görmek için bakılması gereken yere gidilmeli, Tayyip bey’in de dün gece balkon konuşmasında işaret ettiği gibi seçim sonuçlarına bakılmalıdır.

7- İngiliz tipi sekülerizm istediğini açıkça söyleyerek Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan çekinmeyen, kendi değerlerini kendisiyle birlikte bu denli değersizleştiren Karamollaoğlu’nu 1986 yılından bu yana tanıyorum. Bir kış soğuğunda, Ankara-Balgat’ta, Refah Partisi Genel Merkezi’ne mücavir Hamidiye Cami’sinde, Erbakan ile kucaklaştığımız ve birlikte kıldığımız bir Cuma namazı sonrasında parti genel merkezinde tanışmıştım onunla… Kendisine o gün hiç ısınamadığımı o günden bugüne hiç kimseye söylemiş değildim. Geldiği nokta gerçekten ibretlik ve evlere şenlik… Ait olmadığı, çizgisine ters bir kulvarda gayrı meşru bir ilişki ile kirli bir dansa kalkmak istemiş, daha kalkamadan oturduğu yerle kalkmak istediği yer arasındaki kısa mesafede öylece kalakalmıştır. Yaşına, aramızdaki sebkatine, yakın zamana kadar taşıdığı kimliğe mütenasip tercihler yapmamış, içinden geldiği ekolün de kadim düşmanlarıyla aynı gözede buluşabilmiş, onlarla iş tutmuştur. Rengine rağmen bu niteliksiz tercihinin ve bundan böyle tercihini değiştirmediği sürece kendisinin ciddiye alınabilecek bir yanı yoktur.

8- Marjinal tercihlerle siyaseti gereğinden fazla din kültürünün malzemesi yapmayı; dini, dinin tevhid prensibini hamaset yollu temayüllerle gereksiz politize etmeyi de derinliksiz bir tercih olarak görüyor ve sakıncalı buluyorum. Benim de gençliğimde içinden geldiğim fanatik dini-kültürel akımlara yönelik tecrübe ve tenkitlerim hayli fazladır ama o alanda derinlikli değerlendirmelerin yeri ve makamı burası değildir.

9- Öyle veya böyle, doğrularıyla yanlışlarıyla bu toprakların gerçeğine en yakın gerçek Erdoğan’dır, Ak Parti’dir. Yine öyle ya da böyle, toplumun (87% oranındaki seçim katılımında) 52% oy oranıyla siyasi tercihi de bu yönde olmuştur. Bence gözeteceğimiz ülke ve toplum maslahatları da bu yönde olmalıdır.

10- Azınlık da, ortak düşmanlarına karşı çabalarında kendilerini onursuzlaştıran ve hedefleri için bugüne kadar kendilerine yetmeyen ittifaklarıyla her defasında uğradıkları hezimet ve sukut-u hayal sonrasında ülke menfaatine de aykırı olacak şekilde içlerinde ve aralarında kin ve öfke biriktireceklerine, irili ufaklı alt grupları, farklı renk ve tonlarıyla birlikte bir araya gelip realite değerindeki açık sonucu sindirmenin ve ıslâh-ı hâl etmenin yoluna bakmalıdırlar; değilse bekleseler de beklemeseler de tekrar tekrar karşı karşıya kaldıkları gerçek onlara çok fazla hazımsızlık yapacak, hazımsızlıkları onları çok zorlayacaktır.

Hayırlar diliyorum.

Muhammed Fatih Ergün
İstanbul, 25.06.2018 12:30

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

BİZ HİÇ BİZ OLAMADIK!

Onları beslemek, ceplerini ve göbeklerini daha da çok şişirmek için çalışıyor ve tüketiyoruz. Küresel kapitalist sermayenin elinde bir oyuncak

Bir Kelime Bir Ansiklopedi: Babam Hurşit İlbeyi

Hatırlarsınız, eskiden fotoğraf makinasını bir arkadaşımıza veya hiç tanımadığımız birine uzatır, fotoğrafımızı çekmesini rica eder,

Yemen Halkı Destan Yazıyor

Evet… Tüm imkansızlıklara ve kuşatılmışlığa rağmen Yemen halkı tarihte eşine az görülen bir direniş destanını yazıyor.    Suudi Amerika

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz