ÖSO, Afrin ve Demirci Kawa

Ana Sayfa » Manşet » ÖSO, Afrin ve Demirci Kawa
Paylaş
Tarih : 19 Mart 2018 - 13:29

Demirci Kawa’ya Yapılan Saldırı Bölgede Cehennem’in Kapısını Araladı

Milletlerin değerleri, örfleri, efsaneleri, benlikleri vardır, Demirci Kawa’dan onlardan biridir.

Demirci Kawa hikâyesi, baharı, Nevruz’u temsil ettiği kadar direniş, mücadele, birlik, inanç gibi öğütler de verir insanlara.

Nevruz Bayramı; Türkistan, Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve Balkan yörelerinde kutlanan, çeşitli hikayeler ve öyküleri, yöresel inanç ve töreleri barındıran doğanın ve içinde barındırdığı tüm canlıların dirilişini simgeleyen, insana yaşam ve yaşama amacını sorgulatan, bir yanıyla iç hesap yaptıran, ruhu arındıran ve Allah’ı hatırlatan kutlu bir gün ve bayramdır.

Her milletin bir birine benzeyen ve birbirinden farklı kutlama ritüelleri de bu bayrama renk katmaktadır.

18 Mart 2018 tarihinde TSK ve ÖSO birlikleri 3 saatte almayı hedefleyip 2 ayda ancak girebildikleri Afrin’de girmeyi başardı. ÖSO militanları ise kent merkezinde yağma ve talan yaparak barbarlıklarını bir kez daha sergilediler.

Ancak bu barbarlık içinde emperyalizm kuklası militanlar, tüm dünya Kürtlerinin kesinlikle unutmayacağı, sönmeyecek bir fitne ateşini de yaktılar.

Kürt mitolojisinin önemli karakterlerinden Demirci Kawa’nın heykeline önce makineli tüfeklerle ateş ettiler, ardından bununla yetinmeyerek iş makinaları ile Kawa’nın heykelini yıkıp ÖSO flaması ile poz verdiler.

Bu insanların hafızalarına ve hatta ruhlarına kazınan; kaos, çatışma, kan ve ölüm fitnesinden başka birşey değildi.

Kawa’nın heykelini yerle bir ederek Demirci Kawa ile özdeşleşen, onu kendinden bir parça edinen hatta önder gören tüm Kürtlere savaş açıldı. Bu çok derin bir mesajdı ve bölgedeki Kürtleri kışkırtmak, çatışma alanını genişletmek, etnik, milli ve mezhebi savaşı körüklemek, Kürtlerin, Türk ve Araplar karşısında yalnız olduğunun ve Türk ve Arapların Kürtlerin düşmanı olduğu amacını taşıyan Kürt milletine karşı yapılmış çirkin bir saldırıydı.

Saddam’ın heykelinin devrildiği günden bu güne Ortadoğu emperyalizm için güç dengesi olduğu kadar silah ve sağlık ekonomisini de canlı tutan adeta bir kan ve ölüm bataklığıydı.

Demirci Kawa ve Afrin bu süreçte dağınık halde yaşayan tüm Kürtler tarafından milli bir şuura dönüştü. Öyle ki, IKBY yani Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden 3 günlük yas ilan edildi.

Böylelikle dünya gözünde Türkiye ve TSK, Kürt düşmanı, kendisine bağlı militanları olan, bağımsız bir devletin topraklarını ilhak edercesine kendi bayrağını dalgalandıran bir devlet konumuna “istikrar” ile ilerledi.

Bu kurgu da Kürtlerin 15 Temmuz’u olacak. Bu fitne ile Türkiye, Kürt düşmanı olarak her Kürt’ün aklına kazınacak. PKK haklı bir mücadeleye kavuşacak ki bu dönemde çeşitli Avrupa ülkeleri bile PKK’nın para trafiğini kesecek baskınlar yapıp önlemler almıştı. Böylelikle TSK ve ÖSO eliyle kimsenin veremeyeceği destek de PKK ve YPG’ye verilmiş oldu.

Faşizm, Sünnicilik Emevicilik, Osmanlıcılık Kürtçülük, Arapcılık Türkçülük bölgeyi insan eliyle cehenneme çevirmekten başka birşey değildir.

Bugün bölgede yalnızlaşan Kürtler bu şeytani oyunlarla İsrail ve Amerika’nın kucağına itilmektedir. Öyle ki bölge Kürtleri sözde İslamcı özde Vahhabi Emevi terör örgütlerine karşın dini birlikten sıyrılıp milli birlik ve milli din Ezidilik’e sığınmıştır.

Bugün Türk Kürt diye başlayan savaş yarın Sünni Ezidi savaşına dönecektir. Çünkü emperyalizm ateşi her zaman canlı olmalıdır. Bir ateş sönerse bir ateş mutlaka yakılmalıdır.

Ateşin kömürü olmamak, yok olmamak için; emperyalizm ve siyonizme karşı “yurtta sulh cihanda sulh” ve halkçılık ilkesi gereği birlikte mücadele etmek kaçınılmazdır.

***

Diğer yandan hala düşünüyorum. 2 ay gibi bir süre içerisine Suriye topraklarına girildi ve bir bölge ele geçirildi. Bu harekat boyunca YPG saflarında savaşan binlerce militanın TSK ve ÖSO tarafından öldürüldüğü açıklandı ki rakamlar neredeyse 5 bine yaklaşıyor.

Soru basit; 40 yıldır PKK neden bitirilmedi, neden Kandil üzerinden siyaset yaparken Kandil’e böyle girilemedi…

Burada 3 nokta bıraktım çünkü söyleyeceklerim çok olmasına karşın anlayacak, araştıracak, idrak edecek ve en önemlisi kabul edecek bir kitle yok! Gerçekleri kabul edenlerde ben yazmadan önce gerçeklerle yüzleşmiştir.

Milli, dini ve etnik farklılıkları geride bırakıp insan olduğumuz gün, insanca ve kardeşce yaşamak için mücadele ettiğimiz gün… işte o gün kurtuluşa erenler insan-ı kamil olanlar olacaktır.

R. Kamil İlbeyi

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Kemalizm’in Ayak Sesleri

Bu, başka bir tabloyu bize açıkça hissettiren küçük tablo. Bunu okumak kolay. Bir de okumayı istemediğimiz, hiç duymak istemesek de ayak sesleri

Almanya’da Yaşayan Alevilik

31 Ekim 1961 tarihinde Almanya ile Türkiye arasında imzalanan Türk İşgücü Anlaşması’nın ardından Türkiye vatandaşları Almanya’ya çalışmak

Erdoğan Almanya’ya Gidiyor Halk Meydanlara İnecek

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’in daveti

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz