Ortadoğu’da Savaş Koordinatları

Ana Sayfa » Analiz » Ortadoğu’da Savaş Koordinatları
Paylaş
Tarih : 16 Ekim 2017 - 11:15

Sıcak gelişmler bölgemizi bir an boş bırakmıyor. Yapılan analizler ertesi güne bayatlar,  yeni gelişmler yerini alır. Malzeme çok olmasına rağmen, oturaklı uzun ömürlü gelişmleri yorumlamak  bir okadar da  zordur.

DAEŞ sonrası gelişmler üzerine  önemle durmuştum. Barzani’nin atağı, Türkiye’nin, İdlibe  girişi, ABD’ nin, İran Nüklüer ittifakına karşı aldığı son tavır, Hizbullaha karşı tırmanan şiddet ve yaptırım söylemleri , terör şebekelrinin yenilgisi sonucu gündeme geldiğini tekrarbelirtmek isterim. Tüm gelişmeleri ele alırsak her biri ayrı uzun bir tartışma konusu.

Herkesin ortak olacağı en önemli gelişme Trump’ın,İranla  yapılan Nükleer Anlaşması üzerine yaptığı konuşmadır. Dün itibariyle tüm Dünyanın gündemine oturdu.  Trump’ın kendi ülkesinde bile tam destek almayan konuşması, Avrupa ülkleri tarafından tamamıyla reddedildi.  Kısaca özetlersem: ‘’Anlaşamnın askıya alındığını, İran’ın terörizmi destekleyen ülke olduğu, İslam Devrimi Muhafızlarının terörist ilan edilmesi, yeni ekonomik siyasi yaptırımların alınması gerektiği’’  şeklindeydi.

Trump’ın bu değersiz gürültüsü, Suriye savaşında mutlak yenilgi alan ABD ve müttefiklerinin, saldırgan tutumlarını tırmandırarak kaybettikleri bölgesel insiyatifi, siyasi müzakarelerle yeniden kazanmak istediklerini ortaya çıkarıyor. Asıl tehlike çanları biz halklar için burda çalıyor. Deli dana  (BSE) hastalığına yakalanan ABD dış politikasına boyun eğmemek lazım. İsrail’in ve ABD’nin tüm provakasyonlarına rağmen milyonların kanıyla elde edilen kazanımları teslim etmemek, direnişin etrafında kenetlenmek gerekiyor.

Her sabah kaltığımızda Trump’ın kimi tehdit ve şantaj edeceğini şaşırır hale geldik. Kuzey Kore , Suriye, Hizbullah hatta kendi müttefikleri olan Arap ülkleri, Avrupa ve en son icraatı İran Devrim Muhafızları.

Bu hastalıklı kişilik ve politikayla Dünya siyaseti sürdürülemez. Korku salmaya çalışıyorlar ama  en fazla korkuya kapılan müttefikleri ve ABD halkıdır. Kuzey Kore’den cevabını aldı. Konuşmanın hemen ardından, Hasan Ruhani halkına güven veren ve yapılan saldıralara karşı misliyle cevap verileceğini belirtti. ‘’İran kendi savunmasından ve ihtiyaç duyduğu silahları tedarik etmekten asla vaz geçmeyeceğini hatta daha fazlasını  üretmeye yöneleceğini açıkladı’’.

 

En büyük Avrupa ülkleri başta Fransa, Almanya anlaşmaya sadık kalacaklarını açıkladılar. Anlaşma sonrası Avrupa ülkleri, İranla  milyar dolarlık  ticari  anlaşamları  imzalamışlardı. Ortalıkta dolaşan ekonomik kriz içerisinde özellikle Fransa için bulunmaz bir nimetti. İlk açıklamayı en üst düzeyde Macron kendisi yaptı.

Daha önce de ifade ettim. ABD en güçlü olduğu dönemde bile Suriye savaşına fiili katılacak cesareti gösteremedi. Vekalet savaşı çerçevesinde bugüne kadar gelindi. Tüm cephelerde ezilen taşeronlardan sonra ABD’nin savaşa bizzati katılacağını düşünmek delilik ötesi hayalperestliktir. Trump başkan olmaktan öte kovboy  figürü oynuyor ve herşey değilidir. Amirikanın müesseseleri üstünde herşeye karar yetkisi olan güç olarak görmemek lazım. Onun her dediğini alkışlayan iki ülke var, İsrail ve Saudiarabistan’dır. Çok yakında hepimiz göreceğiz . Trump’ın  dış siyasi çizgisi devam ederse Dünya’dan izole olmuş,  dedikleri dikate alınmayan ve ondan kurtulmak isteyen bir Dünya göreceğiz. Hiç bir sisitem bu tür hastalıklı kişiliği kaldıramaz.

İran en başataki hedefler arasında olduğunu biliyoruz. Bölgedeki dengeleri o tutuyor. İranın aktif gücü olmasaydı. Türkiye dahil tüm coğrafya cehennem ateşi içerisinde  kimin kimi yok ettiğini ne amaçla saldırdığını bilemez hale gelirdik. Öncelikle bu gerçeği teslim etmemiz gerekiyor. ABD çıkarlarını tehdit eden başta İran varsa o zaman saldırının oklarını orya yönlendirmek gerekiyor. Suriyedeki vekalet savaşı netice vermedi. ABD nin son saldırısı, Nükleer anlşamasının askıya alınması da  sonuç vermeyeceği ilk saatlerde belli oldu.

İran tek başına değil onun müttefiklerine de saldırmak lazım. Vekalet savaşlarına ve güçlerine karşı en aktif savaşan  güç  Hizbullahtır.  Onu da ortak saldırıların hedefine koyalım mantığına giren ABD ve siyonist çevreler İsrail’in, Lübnana ve Suriye’ye saldrı yapalıbileciğini belirttiler.

Hizbullah terör listesine alınmasının gerektiğini ekonomik yaptırımlar dışında Terör listesine dahil edilmesinde sorun yaşanırsa ‘’Mücrimler’’ listesine alınması konusunda çaba veriliyor. Siyasi ve askeri Hizbullah kadrolarının millet vekili olsa dahi dışarıya çıkması engellenmesi tutuklanması gibi müeyyideler içeren planlar ve çabalar var. Tabiki bu çaba bildik siyonizm ve ABD’ si tarafından yürütülüyor. Daha  öteye giden Amerika, Hizbullahın önemli askeri ve yönetim kadroları hakkında bilgi verenlere 10 milyon dolar para ödülü koydu.

Hasan Nasrallah, İsrail’in savaş çığrıtkanlığına karşı: ‘’Eğer bu tür bir teşebbüse başvurulursa siyonistler çantalarını hazırlasın, geldikleri yere geri dönsünler’’ tehdidinde bulundu.

ABD müttefiklerinin Kör bir şiddet tırmanışına tanık oluyoruz. Hepsi bir gürültüden ibaret. Dirneiş güçleri ve taraftarları rahat olsunlar. Zor durumda olan ABD ve müttefikleridir. Ne savaştan ne de barıştan çekinecek birşey yok.  Direniş ekseni tarihte olmadığı kadar en güçlü durumunu yaşıyor. Şu saatlerde Deyr Ezzor’un, DAEŞ’ın  silah deposu konumunda olan Maydin bölgesi tümüyle Suriye güçlerinin eline geçti. Kimsenin kuşkusu olmasın kısa bir zaman sonra tüm Suriye coğrafyası Siyonist ve ABD’nin cihatçılarından temzilenecektir.

Tüm bu sıcak gelimelerden sonra herkesi ilgilendiren Türkiye’nin, İdlip macerası var. Bu konuyu kısa geçmek anlaşılır olmaktan uzak tutar. Ayrı bir konu şeklinde alınması gerekir. Merak edenlerin çok olduğuna inandığım için elden geldikçe ifade ediyim.

Ne Rusların ne de Suriyelilerin savaş sonrası ve savaş döneminde oturup konuşabilecekleri ciddi bir muhalif taraf yoktu. Vekalet savaşı yürütülüyor. Ana güç  Al Kaide ve Nusra meydanda savaşıyor. Diğer isimler bunların türevleridir. Bu katil sürüleriyle ne konuşulabilir, hangi anlaşma yapılabilir?  Ki hiç bir anlaşma iki gün sürmedi.

Kabül etmemiz gereken bir gerçek var. Savaş Türkiye üzerinden yürütülüyor. ABD, Suud, Katar, İsrail  savaşın diğer müttefikleri.  Savaşa taraf olan güçler kendi vekillerini ortadan kaldırıp kendileri masaya oturmaları gerekiyor.

Türkiye, Rusya ile anlaşarak İdlibe girdi. Hedef leri  anlaşmayı aşıyor. Suriye dış işleri Bakanı Muallim, Türkiyenin, idlipte  gayri meşru olduğuna dair resmi beyanatta bulundu.

Suriye kendi topraklarında Türkiye’nin varlığına şüpheyle bakması Rusya’nın  teminatlarına rağmen, yaşanan tecrübelerden dolayı doğaldır. Suriye’nin sesizliği sadece Rusyanın teminatı değilidir. Öncelikli hedefi DAEŞ’tir. Türkiyenin varlığı kaygı oluşturmasına rağmen İdlip’teki Nusranın saldırılılarını geçici de olsa engellemek ve gruplar arasında çatışmların, tasfiyelerin olması  Suriye güçlerini rahatlatan bir durumdur.

Sancılı ve geçici bir aşama, zaferin zorluğu burda. Gelecek  bu zorlukları aşmakla gerçekleşecek.

/NİDAL HAWARİ- 7Sabah

Etiketler : , ,

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Ramazan ve Oruç Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kuran-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 183,184,185 ve 187 numaralı dört ayetinde oruçla ilgili tüm bilgiler verilir. Bu dört ayeti inceleyen kişi

Esad’a Destek Arttı

ABD, Fransa ve İngiltere’den oluşan üçlü ittifakın Suriye’ye füzelerle saldırması Arap dünyasında geniş yankı uyandırdı. Uzun süredir

İdlib ve Tekfirci Terör

Türkiye’nin Ortadoğu siyaseti genelde bir denge üzerine kurulu ve ABD ile Batı dünyasına taraftardır. Türkiye’nin Ortadoğu ve İslam ülkeleri

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz