İdlib ve Tekfirci Terör

Ana Sayfa » Analiz » İdlib ve Tekfirci Terör
Paylaş
Tarih : 10 Nisan 2018 - 14:40

Türkiye’nin Ortadoğu siyaseti genelde bir denge üzerine kurulu ve ABD ile Batı dünyasına taraftardır. Türkiye’nin Ortadoğu ve İslam ülkeleri ile olan ilişkileri yıllarca kopuk kalmıştı.

Turgut Özal zamanında başlayan ikili ilişkiler AKP döneminde Recep Tayyip Erdoğan’ın da katkıları ile daha da arttı. Fakat dışişlerine atanan Ahmet Davutoğlu ile başlayan bölgesel ve komşularla olan ilişkiler mezhepçi ve Türkçü bir bakış açısına kayarken, Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde bu çapsız ve zararlı siyaset devlet kurumlarında iyice zirve yaptı.

Arap Baharı dönemini Yeni Osmanlı Türkiye’sinin Arap dünyasına açılma kapısı olarak gören ve ABD ile işgalci İsrail’in Suriye’ye yaptığı baskılara destek veren siyaset öyle bir noktaya geldi ki, artık komşumuz olan Suriye ile olan ilişkiler kopma noktasına ulaştı. Uluslararası medya ve Türkiye’deki ulusal medyanın verdiği haberlere bakılırsa AKP hükümetinin tekfirci militanlara verdiği üstü örtülü destek (!) ve Suudi Arabistan’ın verdiği maddi kaynak sayesinde Suriye’deki iç savaş içinden çıkılmaz bir hal almıştı. İran ve Rusya’nın Suriye devletine ve Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a destek vermesi Suriye’nin parçalanmaması ve bir bütün olarak kalması için önemliydi.

Suriye’nin ikinci büyük şehri ve ülkenin sanayi merkezi Halep şehrinin ve bölgesinin tekfirci terör gruplarından temizlenmesi tüm dengeleri değiştirdi. Yaklaşık bir yıldır kaybeden bir Suriye ve Esad yerine kazanan ve ilerleyen bir Suriye ve Esad’ı konuşuyoruz. Artık sahada tekfirci terör ve onları destekleyen bölgesel taşeronlar ve bunlara destek veren ABD ve Batı dünyası kaybetmeye başladı. Son olarak geçtiğimiz günlerde başkent Şam’ın kalbine bir hançer gibi saplanan tekfirci terör grupları tarafından işgal altında tutulan Doğu Guta bölgesi ve şimdi de Duma bölgesi bunlardan temizlendi. Başkenti güven altında olan, mezhepçilikle suçlanırken  %90’ını Sünni vatandaşların oluşturduğu ülkenin ikinci büyük şehri Halep’in tekfirci terör gruplarından temizlenmiş olması bize ve gözlerini açan basiret ve feraset sahibi insanlara çok şey söylüyor.

Esas konu işgal ettikleri her bölgeden çıkartılan tekfirci terör gruplarının yapılan anlaşmalar ile bulundukları bölgeleri terk ettikten sonra, ağır silahlarını da teslim ederek Türkiye sınırındaki İdlib şehrine gelmeleri. İdlib şehri ve bölgesi Suriye’deki tekfirci terör gruplarının toplanma ve barınma yurdu olmaya başladı. Tekfirci terör gruplarına yardım yaptığı iddialarına rağmen, 2011 yılından beri Türkiye’nin Zeytin Dalı ve Afrin operasyonlarını yaptığı son günlere kadar Suriye topraklarına müdahale etmemesi ve bu kirli savaşa dahil olmaması doğru bir karardı. Fakat maalesef son operasyonlar ile Türkiye askeri olarak da Suriye topraklarında bulunmaya başladı. Bu siyaset bugün Türkiye’nin faydasına gibi gözükse bile yarın çok büyük hukuki-ekonomik-siyasi-askeri-sosyal ve ciddi güvenlik sorunları ile yüz-yüze kalabiliriz.

Afganistan’daki terör ve çatışmaların Pakistan’a sıçraması ve ülkedeki istikrarı bozması gibi bugün Suriye’deki kanlı çatışmalar ve terör Türkiye’ye de sıçraya bilir. Sınır bölgelerindeki sorunların artışı, ülkenin büyük bir mülteci nüfus ile baskı altında olması ve hızla bozulan ekonomik göstergeler ve oluşacak bir ekonomik kriz sonrasında Türkiye’nin nereye savrulacağını kestirmek mümkün değil. Suriye devleti Golan bölgesindeki gücünü pekiştirir ve artırırsa daha sonra ilk yapacağı iş işgal altında bulunan İdlib bölgesinin terör gruplarından temizlenmesi ve arındırılması olacaktır. Bu da daha önce Suriye’den Türkiye sınırına yapılan göçün bir devamının daha oluşmasına neden olacaktır. Tekfirci terör gruplardaki militanların olmasa bile bunların ailelerinin geleceği yer Türkiye. Bu bölgede ve bu istikrarsız ortamda Türkiye’den binlerce vatandaşımızın da çatışmalara katılmak için Suriye’ye gittiği düşünülürse, bizi bekleyen çok ciddi bir güvenlik sorunu ile karşı karşıyayız demektir. AKP hükümeti ülkede bulunan Suriyeli mültecilerin sosyal yaşamı, sınırdaki mültecilerin barınması kadar İdlib’de bulunan tekfirci gruplara bağlı militanların sonlarını da düşünmek zorunda. Bunların ailelerinin Suriye devletinin yapacağı bir operasyon sonrasında Türkiye sınırına geleceğini de tahmin etmek zor değil.

Türkiye önümüzdeki dönemde çok ciddi güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalırken, PKK’dan daha tehlikeli ve şehir savaşı ile intihar saldırılarının yapıldığı bombalı bir terör sarmalı ile yüzleşmek zorunda kalabilir.

Bu durumda yapılması gereken ilk iş ise, komşu ülke devleti-hükümeti ve kurumları ile ilişkiye geçmek olmalı ve teröre karşı ortak bir siyaset oluşturarak, ciddi manada terör ve terör grupları ile mücadele edilmesi gerekir. Şimdiden tedbir alınmazsa, bir kanser yumağı haline gelen Suriye’deki bu terör bataklığı önce sınırımıza kadar yayılacak, sonra da içimize kadar girecektir.

 

Murat nazlı

Etiketler : , , , , ,

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Esad’a Destek Arttı

ABD, Fransa ve İngiltere’den oluşan üçlü ittifakın Suriye’ye füzelerle saldırması Arap dünyasında geniş yankı uyandırdı. Uzun süredir

Tek Yol Direniş ve Devrim

Ortadoğu halkları ve bölge hiçbir zaman rahat ve huzur bulmadı.  Bu bölge ilahi dinlerin çıkış noktası. İslam’ın yayılışı ile bölge

Görev Değişimi

Ilımlı İslam modelinin bugüne kadar ki aktörü Türkiye’ydi. Türkiye, İslam dünyasında laik bir ülkeymiş gibi görünen aslında Hanefi

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz