Görev Değişimi

Ana Sayfa » Manşet » Görev Değişimi
Paylaş
Tarih : 10 Nisan 2018 - 9:21

Ilımlı İslam modelinin bugüne kadar ki aktörü Türkiye’ydi. Türkiye, İslam dünyasında laik bir ülkeymiş gibi görünen aslında Hanefi olan (Sünni devletin resmi mezhebi Hanefilik) bir ülkeydi.

Modern ve uygar dünyanın Müslüman temsilcisi bu ülke 1950 sonrası bu göreve seçilmişti.

Amaçlarından en önemlisi ABD ve İsrail ile sıcak ilişkiler sürdürmekte ve topraklarını NATO ve ABD işgaline açmakta gönüllük ilkesi ile hareket etmek, diğer Müslüman ülkelerinde Türkiye’yi örnek almasını sağlamaktı.

İngiliz destekleri ile kurulan Selefi ekolünden olan düşünceleri ile Vahhabilik, Suudların Arabistan yönetimini ele geçirmesi ile devletin resmi mezhebi olurken taşkınlık, aşırıcılık ve gericilik içeren her sözde sünni illegal silahlı terör örgütünün de kurucusu veya finansörü olmuştu.

Son 50 yılda kurulan tüm terör örgütlerinin hamisi olan Suud krallığı inançları olan cahiliyye Arap kültürü ekseninde İslam öncesi kültürlerini dini bir kılıfa büyüyerek İslam dünyasındaki gericilik, cahillik ve yobazlık üreten ve dünyaya ihraç eden bir fabrika konumuna gelmişti.

Tüm bunlar yaşanırken bir de BOP faaliyete geçmiş Afrika ve Ön Asya’da (Ortadoğu) ülkelerin sınırlarının değişmesi, yeni kukla devletçiklerin kurulması dönemi başlamıştı.

Irak ve Suriye savaşları bunun habercisi olmakla birlikte bölge tatbikat ve uygulama sahasıydı. Çünkü burada; fitne ortamı nasıl hazırlanır, yalan haber nasıl yapılır, sosyal medya ve yazılı – görsel basın ile halk nasıl aldatılır ve emperyalist çıkarlar uğruna düşünmesi, inanması ve hareket etmesi nasıl sağlanır, psikolojik savaş, ayrıştırma, etnik ve mezhebi ayrıştırma, birliği yok etme gibi önemli siyonist planlar uygulanırken, küresel güçler de silahlarını deneme ve geliştirme sahasına kavuşmuş, müttefik ve düşmanlarına silah satışından büyük bir gelir elde etmişti.

Savaşlar ve tedirgin dünya ülkelerinin silah alımına yönelmesi silah sanayisini memnun ederken küresel sermaye içinde büyük bir pay sahibi olan ilaç sektörü de yeni ürünlerini hem hastalar, yaralılar üzerinde deniyor ve geliştiriyor hem de satışını sağlıyor ayrıca istediğinin çok üzerinde kadavra ve organa sahip oluyordu.

Bölgede emperyalist ve siyonist ajanlar cirit atıyor, İslami terimlerle zaten cahil olan halkı iyice aptal yerine koyuyor, onlardan bölge hakkında bilgiler alırken bu insanları kendilerine gönüllü çalışan ahmak ajanlar/ jurnaller yapıyor bölgenin inançları, birliği, ekonomisi nasıl bozulur, halkın umutları nasıl kırılır gibi konularda derin bilgi sahibi oluyor daha sonra içlerindeki en inanmış kandırılmış ahmakları canlı bomba olarak kullanıyor hem ayak bağlarından kurtuluyor hem de düzenini ayakta tutuyor, kaos çıkarmaya devam ediyordu.

Çok uzatmak istemiyorum bunlar sadece ön bildiydi.

Bugün Türkiye’nin ılımlı İslam dönemi son bulmuştur. Artık bu ekolün yeni temsilcisi Suudi Arabistan’dır. Türkiye gerileme dönemine girmiş, eğitim alanında diplomalı cahiller yetiştirdiği gibi Osmanlı’nın çöküşüne zemin sağlayan her politikayı yeniden kendi elleriyle hayata geçirmiş, tarım, tütün, hayvancılık, sanayi ve bir çok gibi iş sahalarına darbe vurmuştu.

Halbuki, Osmanlı ile yatıp, Osmanlı ile kalkan bu zevatlar Osmanlı’yı iyi araştırmış, analiz edip anlamış olsaydı bugün çağdaş bir ülke olurken, teknoloji, bilim, sanat, eğitim ve sağlığa yön veren milli kültürünü bir İngilizce misali dünyaya yayma olanağı bulabilirlerdi. Ancak yapamadılar. Osmanlı hayranlığı fes, cariye, saray, lale, padişah, mehter ötesine gidemedi.

Eğer gerçek vatanseverler olsalardı bugün bambaşka bir Türkiye olabilirdi… yapadılar, beceremediler. Devrimlerin önemini kavrayamadılar.

Bugün Türkiye ekonomik buhran dönemine giriyor ayrıca emperyalizm fişini çekiyor.

Bu zor dönemden kurtuluşun reçetesi ise belli; halkların örgütlenerek emperyalizme ve siyonizme karşı inançla perçinlemiş mücadelesi.

R. Kamil İlbeyi

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Bir Kelime Bir Ansiklopedi: Babam Hurşit İlbeyi

Hatırlarsınız, eskiden fotoğraf makinasını bir arkadaşımıza veya hiç tanımadığımız birine uzatır, fotoğrafımızı çekmesini rica eder,

Yemen Halkı Destan Yazıyor

Evet… Tüm imkansızlıklara ve kuşatılmışlığa rağmen Yemen halkı tarihte eşine az görülen bir direniş destanını yazıyor.    Suudi Amerika

Suriye’de Güney Cephesi nasıl çöktü, kuzeyi ne bekliyor?

Suriye ordusu kritik bir dönemeçte Güney Cephesi’nin merkezi Dera vilayetinde kontrol alanını şaşırtıcı boyutlarda genişletti. 19 Haziran’da

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz