Almanya’da Yaşayan Alevilik

Ana Sayfa » Manşet » Almanya’da Yaşayan Alevilik
Paylaş
Tarih : 22 Eylül 2018 - 7:17

31 Ekim 1961 tarihinde Almanya ile Türkiye arasında imzalanan Türk İşgücü Anlaşması’nın ardından Türkiye vatandaşları Almanya’ya çalışmak için göç etmeye başlamış iş göçü 1973 yılına kadar devam etmişti.

Almanya’ya gitmek üzere İstanbul’da bir araya gelen yurttaşlar işçi bürosuna başvuru yapıyor, sıkı bir sağlık kontrolünden geçiriliyor, başvurusu onaylananlar tren ile üç gün süren bir yolculuğun ardından Almanya’ya ulaşıyordu.

Tren istasyonunda Türk işçileri karşılayan firma yetkilileri ve tercümanlar Türkiyeli göçmenleri kalacakları yurtlara yerleştiriyor, ardından işçiler çeşitli fabrikalarda çalışmaya başlıyordu. Kısa bir süre sonra işçiler geride bıraktıkları ailelerini de yanlarına almaya başladılar. Almanya’da Türk nüfusu artmaya başlarken Türkler devlet tarafından belirli bölgelerde yerleşime tabi tutuluyor böylelikle ortaya Türk mahalleleri çıkıyordu. 1973 yılında neredeyse 1 milyon Türkiye vatandaşı Almanya’da yaşıyordu.

Türkiye’de 1970’li yıllarda başlayan sağ sol çatışması, 1980’de yaşanan 12 Eylül darbesi ile fırsatını bulan binlerce insan Almanya’ya ve çeşitli Avrupa ülkelerine iltica ediyordu.  Günümüzde dahi çeşitli nedenlerle başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine Türkiye’den iltica başvuruları yapılmakta veya evlilik ve çalışma nedenleri ile Türklerin sayısı Avrupa’da her geçen gün artmaktadır.

Almanya’ya gelen gurbetçiler sıla özlemleri ile birlikte hareket etmeye başladılar. Bir süre sonra dernekler kurmaya, bu dernekler etrafından örgütlenmeye başladılar. Bu bağlamda Almanya’ya yerleşen Sünni Müslümanlar ilk camileri olan Köln Barbaros Camisini kurarken Aleviler tüm Almanya genelinde çeşitli dernekler ve Cemevleri kuruyor, dini inançlarını Anadolu’da nasıl yaşıyorlarsa Almanya’da bu şekilde yaşamaya gayret gösteriyorlardı.

Aleviler pek çok yapı ile Almanya’da faaliyet gösteriyorlar. Almanya’daki en örgütlü topluluğun başında Aleviler geliyor. Bugün Almanya’da Alevi işadamları Almanya ve Türkiye ekonomisine katkı sunuyor. Dernekler içerisinde birçok kültürel ve inanç etkinlikleri yapılırken Aleviler dergileri ve televizyonları ile inançlarını yaşatmak için mücadele ediyor. Öte yandan Türkiyeli göçmenler içerisinde Almanya parlamentosunda ve eyalet meclislerinde en çok temsil edilen grup da hiç şüphesiz Aleviler.

Aleviler uzun süre kimliklerini gizleyerek, Türkiye’de yaşadıkları korkuları taşıyarak yaşadılar. Ancak takvimler 1989 yılını gösterdiğinde Aleviler Hamburg’da Alevi Kültür Haftası etkinliğini başlatırken kendilerini ve inançlarını da Almanya’ya tanıtma fırsatı buldular.

Almanya daha önce hiç duymadığı bir kelime ile karşılaşmıştı: Alevi.

Bu Almanya’da yaşayan Aleviler için bir milattı.

Aleviler 80’li yıllarda Yurtsever Birlikleri adı altında örgütlenmiş, etkinliklerinde Alevi motiflerine yer vermiş ancak Alevi ismini açıkça kullanmamışlardı. 1988 yılında Hamburg Üniversitesi’nde kurulan Alevi Kültür Grubu’nun 1989’da düzenlediği Alevi Kültür Haftası etkinlikleri ile Aleviler Almanya’da adlarını ve inançlarını yaşatmaya kararlı olduklarını da böylelikle ilan etmiş oluyorlardı.

Bu tarihten itibaren Aleviler Almanya’nın neredeyse tamamında hızla örgütlendiler. Alevi Kültür Merkezlerinde dini ve kültürel pek çok programlar ve cemler organize ettiler. Almanya’nın birçok yerinde Alevi din derslerinin okullarda verilmesini sağladılar ve kendilerini anlatabilecek ve Almanya’yı yönetebilecek vekillerini meclislere yolladılar.

Aleviler her yıl Muharrem aylarında Cemevi ve derneklerde bir araya geliyor. Oruçlarını açıyor, İmam Hüseyin ve Ehlibeyt’i anıyor, Kerbela Katliamını ve İmam Hüseyin’in kutsal direnişini günümüze taşıyor. Aleviler yılın farklı dönemlerinde çeşitli oruçlar tutuyor ve ibadetler ediyor. Aleviler için oruç ve ibadetlerin olmazsa olmazı Allah ile irtibatın sürekliliği ve doğal olması. Alevilikte inancın batini boyutu olan ve özellikle Anadolu ve Türkistan’da, ahlak ve sosyal hukuku düzenleyen pek çok kural ve inanç gelişmiştir. Öyle ki Aleviler geliştirmiş oldukları sosyal hukuk ve sorumluluk bilinci ile günümüze kadar toplumsal düzeni sağlamışlardır.

Aleviler, Gadir-i Hum (Nevruz), Hıdırellez, Ramazan ayında İmam Ali’nin şahadeti, Kadir Geceleri ve Masumu Pak Orucu olarak bilinen oruçları tutmaktadır. Ancak Muharrem Matemi, 12 İmamlar Orucu Alevi inancının temel taşlarından ve en önemli inançlarındandır.

Dünyanın her yerinde Muharrem ayı gelince Aleviler mateme bürünüyor ve oruç tutuyor. Güneşin batışı ile çerağlarını yakarak dua ettikten sonra sofra gülbengi ile oruçlarını açıyor ardından Ehlibeyt inancını yansıtan sohbetler ediyor ve mersiyeler okuyorlar.

12 günlük orucun ardından İmam Zeynelabidin’in hayatta kalmasına ve Hz. Muhammed’in soyunun devam etmesine bir şükür olarak Allah rızası için kurban kesiyor ve bunu dağıtarak paylaşıyorlar.

Birçok bölgede ve özellikle Nusayrilerde kesilen şükür kurbanlarının belli bir parçası pişirilen lokmanın aşure veya herisenin içine konularak İmam ihsanı olarak dağıtılır.

Muharrem orucu Ramazan orucundan birçok özelliği ile ayrılan bir oruç. Öncelikle Muharrem orucu farz bir oruç değil. Bu orucun başlangıcı Kerbala Katliamıdır. Hz. Muhammed’e Hz. Ali’ye, Hz. Fatıma’ya Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e bağlılıkta diğer Müslüman toplumlara göre çok ileri bir noktada olan  Alevilerin temiz kalpleri ve saf inanışları Muharrem ayında tutulan orucu yüce bir makama taşımıştır.

Muharrem ayı gelince Aleviler yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar. Eğlence, nişan, düşün, kutlama gibi etkinlikleri hayatlarından çıkarırlar. Genelde matemi simgeleyen siyah renkli giyimler giyilir. Anadolu’da siyah keçe halılar açılır. Türkistan, Irak, İran ve Kafkasya’da sokaklar ve binalar siyah bezlerle mateme bürünür. O şehirde veya köyde yaşayan herkesi bir hüzün kaplar.

Aleviler genelde sahur yapmazlar. Tan yerinin ağarması ile başlayan oruç güneş batana kadar devam eder. Oruç süresince Aleviler et tüketmezler, canlı hayvana kıymazlar. Yaşamlarından bıçağı çıkarırlar. Özellikle Anadolu’da soğan ve sarımsak için baş tabiri kullanıldığı için soğan sarımsak dahi tüketmezler. Öyle ki Aleviler yüzlerini nereye dönseler İmam Hüseyin’i, Hz. Celal Abbas’ı, Ali Asgar’ı, Ali Ekber’i, Hz. Zeynep’i Hz. Zeynelabidin’i ve diğer Kerbela şehitlerini görürler.

Anneler bebeklerini dahi gözyaşları içinde emzirirler. Hayâ ederler bebeklerine süt verirken. Yavrularına bakarken bebekleri Ali Asgar olur… Aleviler saf su içmezler. Su ihtiyaçlarını başka içeceklerden sağlarlar ama su içmezler. Saf su onlara İmam Hüseyin ve ailesi ile dostlarına verilmeyen suyu hatırlatır. İmam Hüseyin’in kesik başı gözlerine gelir. Titreyen elleri ile İmam Hüseyin’in susuzluktan çatlamış dudaklarına dokunurlar.

Hz. Celal Abbas’ın bir tulum su için verdiği kolları gelir akıllarına. Gözlerinden damlayan yaşlar berrak suyu kana boyar aşk âleminde. Tüm ömürleri İmam Hüseyin’e ve diğer Ehlibeyt imamları ve Hz. Fatıma’ya matem tutmakla geçer. Ama Muharrem’de sanki hepsi Kerbela çölünde İmam’ın etrafından toplanmış da yaşanan katliama şahit olmuş gibi giderler o günlere.

Kalpler hızlı atar Hüseyin deyince. Güneş batar, oruçlar açılır. Lokmayı ağzına götürürken elleri titrer Alevi anaların. Mersiyeler okunur, gözyaşları ıslatır tülbentlerini. Yıllarca ağlamıştır her Hüseyin adını duyduğunda. Ezberlemiştir mersiyeleri, ağıtları. Ama sanki ilk defa duyuyormuş gibi hıçkırıklara boğularak ağlar Alevi analar.

Erkekler ağlamaz sözü Cemevlerinden içeri giremez. Erkeklerde ağlar. İmam Hüseyin’e dağlar ağlar, taşlar ağlar, yer ile gök ağlar…

Bugün Aleviler Almanya’da daha özgürce inançlarını yaşıyorlar. Hiçbir Alman, hiçbir gayri Müslim, bu güne kadar ‘Alevilere ölüm’ sloganıyla kapılarını işaretlemedi. Topraklarından çok uzaklarda güvende hissediyorlar kendilerini. Sivas, Maraş, Erzincan, Çorum, Muğla, Tunceli, Adana ve nicesi burunlarında tütüyor ama ürkütüyor Alevileri Sivas’ın, Maraş’ın, Çorum’un adını söylemek dahi.

Bin kere zulme uğrasa da bir kere zalim olmayan bir halk…

Gözleri dalıyor. Yüreklerinde memleket hasreti… Canlı mı gider tabut ile mi bilinmez. Onun sevdiği kadar memleket sevdi mi Alevileri…

Bugün Aleviler Almanya’da, topraklarından binlerce kilometre uzakta Türkiye’de kazanamadıkları haklarını kazandılar. Bu kazanımları daha da güçlendirmek ve yayabilmek için mücadele etmeye devam ediyorlar. Bugün inançlarına, töresine, geleneğine, öz değerlerine bağlı Türkiye ile gönül bağı olan, Almanya’nın ve Avrupa’nın geleceği olan nesiller yetiştiriyorlar.

Aleviler Almanya’da yabancılar hakkında olumsuz düşünceleri yıkan tek toplum. Aleviler bugün uzmanlık gerektiren meslek dallarında görev alıyor. Okullarda, hukuk bürolarında, hastanelerde, eczanelerde, enerji santrallerinde, fabrikalarda ve hatta eyalet meclislerinde ve nicelerinde Aleviler kendilerine yer buluyor.

Almanya’da yaşayan Türkiyeli Aleviler Türkiye içinde bir ders niteliği taşıyor. İnsan onuruna ve inançlarına duyulan saygı ile kardeşçe yaşamın teminatı oluyor Aleviler. Mücadele ediyor, kazanımlar elde ediyorlar. Her koşulda, her coğrafyada ‘Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali’ demeyi başarabilen Aleviler artık Almanya’nın ayrılmaz bir parçası.

Ragıp Kamil İlbeyi

ekvatorhaber.com

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Kemalizm’in Ayak Sesleri

Bu, başka bir tabloyu bize açıkça hissettiren küçük tablo. Bunu okumak kolay. Bir de okumayı istemediğimiz, hiç duymak istemesek de ayak sesleri

Erdoğan Almanya’ya Gidiyor Halk Meydanlara İnecek

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’in daveti

İmam Hüseyin’in Kutsal Direnişi: Medine’den Kerbela’ya Yolculuk

Hz. muhammed’in evladım diyerek sevdiği, cennet gençlerinin seyyidi İmam Hüseyin aleyhisselam neden Emevilere karşı direniş başlattı. Emeviler

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz